Buğulu cam

Buğulu camın üzerinde bir parmak belirdi.

Küçük ve narin bir işaret parmağı… Belli belirsiz bir daire çizdi parmak camın üzerinde. Etrafında eğri çıkıntılarda belirdi bir süre sonra… Bir dikdörtgen kondu ardından camın üstüne. Üstüne üçgende eklendi buğulu dikdörtgenin. Sonra küçük küçük pencereler, bir kapı… Ağaçlar, çocuklar… İçlerinde büyükçe bir tanesi – öğretmen olmalı – öğrencileri izliyor. Parmak hareket etmeyi bıraktı. Bir çift göz camın üzerinde beliren bu figürleri inceliyordu derin derin.

Ablası aklına geldi şimdi. 16 yaşındaydı ablası… Fazla uzakta değildi belki. Ama görme umudu yoktu onu. Yollar kapalı, ulaşım zordu. Hem daha yeni doğum yapmıştı ablası… Ziyaret etmek istiyordu,ama ona bu durumda yük olmayı da istemiyordu… Onunda pencerenin yanında böyle daldığına çokça şahit olmuştu… Şimdi hayatının resmi başka eller tarafından çizilmekteydi ablasının…

Bir el yaklaştı cama. Avuç içini buğulu cam üzerinde gezdirdi. Resim kaybolmuştu… Dışarıda ki yağmuru ve soğuk havayı seyrediyordu o elin sahibi. Birden manzara değişti. Güneş açıldı birden. Fazla yüksek olmayan duvarların çevrelediği bir alan, ortasında 3-4 katlı bir bina ve duvar diplerinde sıralanmış ağaçlar… Binanın önü kalabalıktı… Boyları 1.50 m’yi geçmeyen insan topluluğu hedefini bilmeden koşturuyordu. Neden hepsi mavi giymişti ki? Yakaları neden beyazdı? Kalabalığın içinde kendini gördü birden. Yerde yamuk çizilmiş üst üste 9 kare, elinde beyaz bir taş vardı. Atmak üzereydi. Ya yanındakiler kimdi? Manzarayı seyretmeye devam ediyordu. Az sonra kalabalık toplu bir halde binanın kapısına doğru koşmaya başladı. Şimdi gördüğü manzara daha ilginçti… Birer tahta masa ve 3’erli gruplar halinde oturulan tahta sıralar. Tam karşılarında ise yemyeşil bir tabela vardı. Kendilerinden yaşça büyük bir adam, elinde beyaz bir çubukla birşeyler anlatıyordu. Kendini seyretti camda. Bir süre sonra bazıları havayı işaret eder gibi kaldırdı parmağını. Kendisininde tahtaya kalktığını gördü camdan. Yeşil tabelanın önündeydi. Birşeyler anlatıyordu. Bir süre sonra gülümseyerek yerine oturdu. Ayakta duran adam, başını okşamıştı yanına gelip. Camda gülümseyen yüzünü gördü…

Bir sesle arkasına döndü.

-Songül, duymuyor musun? Hayvanların suyu kalmamış. Çeşmeye götür onları!

Genç kız hırkasını giymek üzere yerinden kalkmadan önce, cama son bir kez baktı…

Altlarında yaş birikmiş bir çift göz farketti camda…

Avucunun içiyle tekrar camı sildi genç kız… Değişen bir şey yoktu…

Altlarında yaş birikmiş bir çift göz hala oradaydı…

ayyash07

~ yazan: ayyash07 Mayıs 27, 2008.

Yorum Yapın