Akşam yemeği

Gözleriyle salonu taradı.

Garsonu arıyordu salonda. Bir hamburger daha söyleyecekti garsona. Kendisi ve arkadaşlarının siparişlerini verec ekti. Garsonu arıyor, göz teması kurmaya çalışıyordu. Az sonra gördü, çağırdı ve siparişini verdi.

Hamburgerler geldi. Yanında kola olmazsa olmazdı zaten. Bir yandan şen kahkahalar arasında muhabbete devam ediliyor, bir yandan da yemekler yeniyordu.

1 ay olmuştu böyle toplanmayalı. Gece klüpleri, tiyatrolar, bowlingler, bilardolar. Her fırsatta bir araya gelip, değerlendiriyorlardı zamanlarını. Eğleniyorlardı. Gençtiler, zamanlarını değerlendirmek, hayattan zevk almak haklarıydı.

Orhan söz aldı:

“Esra’yla Diesel’e uğradık geçenlerde. Gömlek 50 liraydı. İnanabiliyor musunuz? Bu fiyata, bu kalite. Biraz şüphelendim ama sağlamdı gerçekten.”

Merve’deydi sıra:

“Modası geçmiştir onun. Seri sonu indirimidir. Çık sokağa, herkesin üzerinde vardır. Sen giymek ister misin böyle birşeyi.”

Özlem girdi araya:

“Herkesin giydiğini giymektense, çıplak gezmek en iyisi. Ben almam, fiyatında değilim.”

Kaan saatine baktı. Geç olmuştu. Kalabalığa döndü.

“Artık kalksak diyorum. Taksi bulabilir miyiz bu saatten sonra?”

Orhan cevapladı:

“Ben sizi bırakırım. Ama kalkmak istiyorsanız kalkalım.”

Merve bardakta kalan son birasını da yudumladıktan sonra toparlanmaya başladı.

Hesap istediler. Kaan aldı hesabı. Kimseye belli etmeden adisyon fişinde yazan tutara baktı. 210 lira çok değildi. Cebinden 230 ytl çıkarıp garsona verdi, para üstünü de “tip” olarak bırakmayı ihmal etmedi. Mekandan ayrıldılar.

Kaan kız arkadaşıyla yürümeyi seçti. Orhan’ın eve bırakma teklifini geri çevirdiler. Orhan biraz gönül koysa da Merve ile birlikte çıktı otoparktan. Az sonra Kaan’la Özlem caddede yürüyorlardı.

Özlem, Kaan’la kol kola yürürken, bir yandan da birşeyler anlatıyordu.

“Yarın Arnold’s’a gidelim derim ben. Makarnaları olağanüstü oranın. Hem ne zamandır gitmiyorduk bak, değişiklik olur bize de.”

Caddenin kenarında birşey dikkatini çekti Kaan’ın. Üstü başı perişan bir evsiz, bir sandukaya dayanmış – muhtemelen bir boyacıydı – ekmeğini yemeye çalışıyordu. İçinden ona gitmek, cebindeki tüm parayı ve evinin anahtarını ona vermek geçti Kaan’ın. Yarım saat öncesine kadar kendisinin pahalı dünya nimetlerinden faydalanıyor oluşu rahatsız etti. Dikkatini ona vermiş, o tarafa doğru yönelmek üzereyken, Özlem’in sesi araya girdi.

“Sen beni dinlemiyor musun? Niye bakıyorsun o sarhoşa. Bırak, leş gibi kokuyordur o şimdi. Hemen uzaklaşalım burdan.” dedi, yüzünde tiksinti dolu bir ifadeyle.

Kaan, koluna girmiş olan Özlem’in sürüklemesiyle çıktı evsiz adamın görüş alanından. İçinde bir yerlerde hala ufak bir sızı duymaktaydı. Ama dikkatini Özlem’e vermişti o. Beraber taksi bulmak umuduyla ana caddeye doğru yürüdüler.

Ama Kaan’ın aklından birşey hiç çıkmamıştı o gece.

Hayat gerçekten de hiç adil değildi.


ayyash07

~ yazan: ayyash07 Haziran 4, 2008.

Yorum Yapın