Kırık kadeh

Restoranın o gün önemli konukları vardı.
Büyük bir firmanın yöneticisi, ailesiyle birlikte akşam yemeği için masa ayırtmıştı. Kapıda onları şef garson karşıladı. “Buyurun efendim, masanız hazır, oturabilirsiniz” diyerek konukları masalarına oturttu.
Yavuz çok dalgındı o gün. İşine konsantre olmakta zorlanıyordu. Borçlarını, taksitlerini düşünüyordu. Komiydi Yavuz. Her işe koşuyordu. Bugünlük görevi ise bulaşıkları makineye yerleştirmekti. Birer birer yerleştiriyordu bulaşıkları dev gibi makineye.
Önceki çalıştığı restoranda garsondu. 10 yıldır bu mesleğin içerisindeydi. Askere gitmeden önce bir kebapçıda komi olarak başlamıştı. İşini sahipleniyordu. Azimliydi. Askerden döndükten 4 yıl sonra garsonluğa terfi etti. En son iş yerinden garson olarak ayrıldı.
Eski çalıştığı yerler, Yavuz hakkında iyi referanslar veriyordu. Yavuz iş başvurusunda bulunduğunda hakkında detaylı araştırmalar yaptılar. Bir Fransız dergisinde “Avrupa’nın en iyi 10 restoranı” başlıklı bir listede yer almıştı bu mekan. Haliyle burada işe başlamak kolay değildi. Yavuz’un geçmişi, iş deneyimi değerlendirildi ve bu lüks restoranda ona en uygun pozisyonun komi olacağına karar verildi.
Şef garson menüleri verdikten 10 dakika sonra tekrar geldi masaya, siparişleri almak için:
-Evet efendim, ne arzu etmiştiniz?
-Ben bir risotto alayım.
-Bana da aynısından…
-İçki olarak ne arzu ederdiniz?
-Beyaz şarap alalım.
-Peki efendim.
Mesut Bey, büyük bir bankada CEO koltuğunda oturuyordu. Avrupa’nın köklü bir bankasıyla ortaklık görüşmeleri devam ediyordu. Yabancı bankanın yetkilisi ve ailesiyle akşam yemeğine gelmişti. Hem iş konuşacaklar, hem de ortaklık arefesinde dostluklarını pekiştireceklerdi.
Yabancı firmanın temsilcisi, Mesut Bey’in bankası hakkında iltifatlarda bulunuyordu sürekli. En son televizyonlarda oynayan kredi kartı reklamını beğendiğini söylemişti. “Çalıştığınız ajansa tebriklerimi iletmeyi unutmayın” demeyi de ihmal etmedi. Çok yaratıcı bulmuştu reklamı. Böyle bir bankayla ortaklık kuracağı için mutluydu temsilci.
Önceki bulaşıkların yıkaması bitmiş, yeni bulaşıkları yerleştiriyordu Yavuz. Dalgındı. Kredi kartı borçlarını düşünüyordu. Her nakite sıkıştığında kredi kartını kullanıyordu. 700 Ytl maaş alıyordu Yavuz. Fazla bahşiş ve prim kalmıyordu kendisine. En büyük payı garsonlar aralarında bölüşüyordu. 3 tane kredi kartı vardı Yavuz’un. Kredi kartlarının en düşük limiti 2000 Ytl’ydi. 10 aydır kredi kartlarının borçlarını ödemeye çalışıyordu ama faizi ancak kurtarabiliyordu. Son durumda ki borcu toplam 43.000 Ytl’ydi, faiziyle birlikte. Yavuz kara kara bu borçları nasıl kapatacağını düşünüyordu.
Yerden bir ses geldi.
Bulaşıkhane şefi, duyduğu ses üzerine Yavuz’un yanına geldiğinde, özel takımlardan birinin yerde paramparça olduğunu gördü. Kızdı. “Hesabından düşülecek bu, ayrıca müdüre rapor da edeceğim son zamanlardaki performansını” dedi. Yavuz gelen bu ihtardan sonra daha da telaşlı bir hal almıştı. Bu ay kırdığı 4. tabaktı bu. Toplam 100 Ytl keseceklerdi maaşından. İş daha da içinden çıkılmaz bir hal almıştı.
Şef garson, Yavuz’un tabak kırmasını öğrendiğinde deliye dönmüştü. İçeride ünlü ve ağır konuklar vardı. İş adamları, sanatçılar, politikacılar… Stresliydi o gün şef garson. Hizmette en ufak bir kusur olmaması gerekiyordu. Bağırdı Yavuz’a. “Bu yaptığın müdür beyin hiç hoşuna gitmeyecek” dedi. Sinirli bir şekilde temiz tabakları, çatalları vs.. aldı ve mutfak kısmına doğru yöneldi.
Mesut Bey’in sosyetik kızı, masanın kenarında kadehle oynuyordu. Sıkıcı iş görüşmelerinden nefret ederdi. Babasıyla daha önce de çok kez gelmiş ve geceler boyu sıkıntıdan patlamıştı. Şu anda arkadaşlarıyla olmak isterdi. Bir gece kulübünde dans etmek varken, bu yemekte neyin nesiydi? Her geçen saniye burnundan soluma ritmi hızlanıyordu sosyetik güzelin. O arada şef garson tekrar masaya geldi.
Garsonun masaya gelmesiyle düşüncelerinden sıyrılan kız, anlık bir dikkatsizlikle kadehi yere düşürdü. Şef garson hemen müdahale etti:
-Sorun değil efendim, hemen temizleriz.
-Ay çok özür dilerim, bunu telafi ederim.
-Önemli değil efendim.
-Size de ayıp oldu…
Şef garson komilerden birini yanına çağırdı acilen. Ve kırık kadeh parçacıklarını hemen temizlemesini emretti.
Yavuz, müdürün yanından pek mutlu dönmedi. Bu ay kırdığı gereçler yüzünden 200 Ytl ceza gelmişti kendisine. Topun ağzındaydı. İşten çıkartabilirlerdi.
Yavuz, cebindeki bozuk paralarla gazete aldı. İş ilanlarına bakacaktı. Bir banka oturdu Yavuz. Önce gazetenin içerisine bir göz attı. Magazin sayfasında bir haber dikkatini çekti:
-”Sosyetik güzel, sakarlığıyla geceye damgasını vurdu”
Haberde geçen restoranın, kendi çalıştığı restoran olması ilgisini çekti. Kızın kadehi yere düşürürken çekilen resimlerine baktı uzun uzun. Sitem etmek geldi o an içinden. Edemedi.
Yavuz, 200 Ytl’si kesilmiş maaşıyla evinin yolunu tuttu.
ayyash07

Yorum Yapın