Diploma

“Ben okumadım, onlar okusun” diyordu Hasan bey.

“Biz 6 kardeştik. Kızlar ilkokulu bitirince babam bir daha okula göndermedi. Biz devam etmek istedik. Ortaokuldan sonra bizi de göndermedi. Çiftçiydi babam. Ne paramız vardı, ne okuyacak imkanımız…”

Orhan babası ve büyüklerinin oluşturduğu bir dost sofrasında, büyüklerinden öğütler alıyordu. Sıra Hasan Bey’e gelmiş, oğlu Orhan ve okulundan bahsediyordu arkadaşlarına. Makina mühendisliği, 3. sınıftaydı Orhan. Ve bayram tatilinde ailesinin yanında dinlenmekteydi.

“18’inde kardeşim Hatice’ye talip çıkmıştı. Öğretmenmiş. Tahsilli yani. O zamanlar tahsilin büyük kıymeti vardı Mustafa bey. Kaç maaş aldığı ikinci sıradaydı. Babam verdi Hatice’yi öğretmene. Koskoca öğretmen, büyük adam, kaçmaz bu kısmet demişti babam.”

Hatice halasının öğretmen eşini düşünüyordu Orhan. Emekliliğine 2 sene kalmış  Matematik öğretmeniydi. Serseri, tembel bir kaç öğrenciyi bırakmıştı geçen sene. Ve bir gün, okul çıkışı bıçaklamışlardı eniştesini. Erken emekli olmuştu. Tahsile saygı o zamanlardı diye düşündü Orhan.

“Dersleri de iyi maaşallah keretanın. Mühendis olacak inşallah. Hele bir okulunu bitirsin, askerliğini yapıp gelsin. Düğününü de yapacağız inşallah.”

Yeni mezun olmuş bir arkadaşı vardı Orhan’ın. Yurtta tanışmışlardı. Aynı bölümden mezun olmuştu 2 sene önce. Hemşehrisiydi. Daha geçen gün görüşmüşlerdi. “İş yok” diyordu. “İstersen okul birincisi ol, yok.”

Kendisi de aynı şeyleri yaşayacaktı muhtemelen. Kız istenirken, itibar sebebi olarak görülen bir mesleğin eğitimini alıyordu. Mühendis olacaktı. Ama sadece diploma üzerinde. Muhtemelen okul bitince ya bir bakkal dükkanı açacaktı. Ya da pazarda sebze-meyve satacaktı.

Diploması duvarın bir köşesinde, çerçevelenmiş bir halde yıllarca asılı duracaktı. O asılı olduğu sıralarda askere gidip  gelecek, azami 1000 ytl maaşla bir branş dışı bir iş bulacak, işinde tutunamayacak, farklı iş arayacak, o sırada evlenecek, çoluk çocuk sahibi olacak, babasının yaptığı gibi o da onları okutacaktı.

Üniversiteyi kazandığı sene kendi bölümüne 60 kişilik kontenjan ayrılmıştı. O sene kontenjan dolmuştu.  1. sınıftayken 60 kişilik mevcuda sahip bir sınıfta yer alıyordu. 2. sene ayrılanlar olmuş, sayıları 53’e düşmüştü. Bununla paralel yine aynı bölümden mezun, iş bulamayan arkadaşını düşünüyordu. Onunla beraber 48 kişi daha mezun olmuştu o sene. Kim bilir onlar neler yapıyordu.

Ülke çapında yüzlerce bölüme, yüz binlerce kontenjan ayrılıyordu. Bu okullardan her sene on binlerce insan mezun oluyor, şanslı olanlar alanlarıyla ilgili iş bulabiliyorlardı.

“Makina mühendisi olacak benim oğlum. Düğününü ben yapacağım onun” diyordu Hasan bey gururla.

“Gidelim artık baba” dedi Orhan. “Sınavlarım var bayram dönüşü. Biraz onlara bakayım.”

Parlak geçen sınavların parlattığı bir diplomayla evine geleceği günü düşünüyordu Orhan.

Elinde parlak bir diplomayla işsizler ordusuna katılacağı günü.

 

ayyash07

~ yazan: ayyash07 Ocak 5, 2009.

Yorum Yapın